GÖKHAN TÜRKEŞ ÖNGEL: “ KÖKLERİMİZDEN GÜÇ ALACAK, TEKNOLOJİDE GELECEĞE YÖN VERECEĞİZ”

Çin’de teknoloji firmaları ve üretim tesislerinde incelemelerde bulunan Royal Şirketler Grubu Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Türkeş Öngel, Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne, millî üretime, gençliğin eğitimine ve ülkelerin geleceğinde belirleyici hâle gelen robotik sistemlere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türk milletinin tarihinden aldığı güçle geleceğin teknolojilerini üretmesi gerektiğini vurgulayan Öngel, “Geçmişimizle övünmek kadar geleceğimizi inşa etmek de millî bir sorumluluktur. Çünkü güçlü Türkiye, yalnızca tarihine sahip çıkan değil, geleceğin teknolojilerini de üreten Türkiye olacaktır” dedi.

“GÜÇLÜ MİLLET, ÜRETEN VE KENDİNİ YENİLEYEN MİLLETTİR”

Çin’de teknoloji firmalarının temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştiren ve üretim tesislerindeki uygulamaları yerinde inceleyen iş insanı Gökhan Türkeş Öngel, edindiği izlenimleri ulusal ve uluslararası basınla paylaştı.

Robotik sistemler, yapay zekâ, otomasyon ve yeni nesil üretim teknolojileri üzerine temaslarda bulunan Öngel, ülkelerin ekonomik gücünün artık yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil; bilgi, teknoloji, eğitim ve üretim kapasiteleriyle de şekillendiğine dikkat çekti.

Bir milletin geleceğini kendi iradesiyle belirleyebilmesinin, çağın gereklerini doğru okuyarak üretim gücünü geliştirmesine bağlı olduğunu ifade eden Öngel, kalkınmanın tesadüflerle değil, uzun vadeli hedefler, disiplinli çalışma ve sürekli gelişim anlayışıyla mümkün olabileceğini belirtti.

Öngel, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Kendini yenileyen insanlar toplumları, kendini yenileyen toplumlar da ülkeleri geliştirir. Çin’de gördüklerimiz, kalkınmanın planlama, eğitim, disiplin ve üretimle nasıl şekillendiğini ortaya koyuyor. Türk milleti de köklü tarihi, güçlü devlet geleneği, girişimci ruhu ve genç nüfusuyla geleceğin dünyasında hak ettiği yeri alabilecek birikime sahiptir. Bunun için geçmişimizin mirasını korurken çağın teknolojilerini öğrenmek, geliştirmek ve üretmek zorundayız.”

“GELENEKLERİMİZİ KORUMAK, GELECEĞE SIRT ÇEVİRMEK DEĞİLDİR”

Millî kimliğin, tarihî mirasın ve geleneklerin korunmasıyla yenilikçi düşüncenin birbirine karşıt kavramlar olmadığını vurgulayan Öngel, gelenekçilik ile tutuculuk arasındaki ayrımın doğru anlaşılması gerektiğini söyledi.

Türk milletinin tarih boyunca farklı dönemlerde önemli dönüşümler gerçekleştirdiğine işaret eden Öngel, millî değerleri yaşatmanın aynı zamanda bu değerleri gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarabilecek çağdaş imkânları geliştirmek anlamına geldiğini ifade etti.

Öngel, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Gelenekçilik, köklerini koruyarak geleceğe yürümektir. Tutuculuk ise geçmişe sığınıp her yeni fikre karşı çıkmaktır. Bizim medeniyet anlayışımızda ilim, akıl, çalışma ve üretim önemli bir yere sahiptir. Türk milletinin tarihî birikimi, yeniliğe kapıları kapatmak için değil, geleceği daha sağlam temeller üzerinde kurmak için bir güç kaynağı olmalıdır. Millî kimliğimizi muhafaza ederken bilimde, sanayide ve teknolojide de söz sahibi olmalıyız.”

ROBOTİK ÇAĞDA YENİ HEDEF: NİTELİKLİ İNSAN, GÜÇLÜ ÜRETİM

Dünyada robotik sistemlerin ve yapay zekâ uygulamalarının üretim süreçlerini hızla dönüştürdüğüne dikkat çeken Öngel, bu değişimin insan emeğinin niteliğini, eğitim ihtiyaçlarını ve iş dünyasının beklentilerini de yeniden şekillendirdiğini belirtti.

Teknolojik dönüşümün doğru yönetilmesi hâlinde üretim verimliliğini artırabileceğini, yeni uzmanlık alanları oluşturabileceğini ve ülkelerin rekabet gücünü geliştirebileceğini ifade eden Öngel, Türkiye’nin bu süreçte eğitimli, donanımlı ve teknolojiyle birlikte çalışabilen bir insan kaynağı yetiştirmesinin önemine değindi.

Öngel, açıklamasında şunları kaydetti:

“Geçmişte makinelerin ve otomasyonun insanı işsiz bırakacağı söylendi. Oysa teknolojik gelişmeler, işlerin niteliğini ve insanlardan beklenen becerileri değiştirdi. Robotlar ve yapay zekâ, üretimin birçok alanında daha fazla yer alacak. Bu dönüşüm karşısında insanımızı çaresiz bırakmak yerine onu bilgiyle, eğitimle ve yeni becerilerle donatmalıyız. Türk gençliği yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi geliştiren, tasarlayan ve üreten bir nesil olmalıdır.”

Öngel’e göre Türkiye’nin sanayi, girişimcilik ve eğitim politikalarında teknoloji odaklı çalışmaların güçlendirilmesi; gençlerin bilimsel araştırmalara, yazılıma, robotik sistemlere ve ileri üretim teknolojilerine yönlendirilmesi, ülkenin uzun vadeli kalkınma hedefleri bakımından önem taşıyor.

ÜLKÜ OCAKLARININ TEKNOLOJİ VE ROBOTİK ÇALIŞMALARINA TEBRİK

Gençliğin millî değerlerle yetişmesinin yanı sıra bilim, teknoloji ve üretim alanlarında da kendisini geliştirmesi gerektiğini belirten Öngel, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı bünyesinde yürütülen teknoloji ve robotik çalışmalarına da değindi.

Öngel, Tekno Ocak çalışmalarıyla gençlerin teknolojiye yönlendirilmesine ilişkin değerlendirmesinde, millî kimlik ile bilimsel gelişimin birlikte ele alınmasının önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Millî ve manevi değerlerine bağlı, tarihini bilen, milletine karşı sorumluluk hisseden bir gençlik yetiştirmek kadar, bu gençliği bilimle, teknolojiyle ve üretimle buluşturmak da önemlidir. Ülkü Ocaklarının Tekno Ocak çalışmalarıyla bu alana yönelmesini kıymetli buluyorum. Geleneklerine sahip çıkan, çağını doğru okuyan ve geleceğin teknolojilerine ilgi duyan bir gençlik, ülkemizin yarınları açısından önemli bir potansiyel taşımaktadır. Genel Başkan Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım’ın şahsında bu çalışmalara emek veren bütün Ülkü Ocakları teşkilatlarını tebrik ediyorum.”

Öngel, gençlerin yalnızca tüketen değil; araştıran, sorgulayan, geliştiren ve üreten bireyler olarak yetişmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önem taşıdığını ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN GÜCÜ, KENDİ TEKNOLOJİSİNİ ÜRETMESİYLE PEKİŞECEKTİR”

Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında millî üretimin, girişimciliğin ve teknolojik yetkinliğin önemine dikkat çeken Öngel, yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesinin ve yüksek katma değerli ürünlerin artırılmasının ülkenin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlayacağını belirtti.

Teknolojiyi yalnızca dışarıdan satın alan değil, kendi bilgi birikimiyle geliştiren ve dünya pazarlarına sunan bir üretim anlayışının önemini vurgulayan Öngel, Türkiye’nin genç girişimcilerini ve sanayicilerini yenilikçi projelere yönlendirmesi gerektiğini dile getirdi.

Öngel, özellikle Anadolu şehirlerinde üretim ve girişimcilik kültürünün desteklenmesinin, ekonomik kalkınmanın ülke geneline yayılması bakımından değer taşıdığını ifade etti.

KARS İÇİN DE YENİLİK, ÜRETİM VE GİRİŞİMCİLİK VURGUSU

Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma hedeflerinin yerel ölçekte de karşılık bulması gerektiğini belirten Öngel, memleketi Kars’ın potansiyelinin değerlendirilmesi için gençlerin yeni fikirlerle, üretim projeleriyle ve girişimcilikle daha fazla buluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Öngel, şehirlerin gelişiminin yalnızca mevcut imkânların korunmasıyla değil, yeni fırsatların oluşturulmasıyla mümkün olabileceğini belirterek gençlerin önünü açan, üretimi teşvik eden ve yenilikçi düşünceyi destekleyen çalışmaların önemine işaret etti.

Kars’ın ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde Öngel şu ifadeleri kullandı:

“Memleketimizin değerlerini korumak, ülkemizi olduğu yerde tutmak değildir. Geçmişimizle övünmek elbette kıymetlidir; ancak geleceğimizi de üretmek zorundayız. Gençlerimizi yeni fikirlerle, teknolojiyle, üretimle ve girişimcilikle buluşturamazsak yalnızca zamanı değil, geleceğimizi de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız. Her şehrimizin, her gencimizin ve her girişimcimizin ülkemizin kalkınmasına katkı sunabileceği imkânları geliştirmeliyiz.”

“MİLLÎ ŞUURUMUZU KORUYARAK GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA ETMELİYİZ”

Açıklamasının sonunda millî kimlik, teknolojik gelişim ve üretim anlayışının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gökhan Türkeş Öngel, Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajını şu sözlerle tamamladı:

“Bizim görevimiz, tarihimizle gurur duymakla yetinmek değil; atalarımızdan devraldığımız emaneti daha ileriye taşımaktır. Türk milletinin şanlı geçmişi, geleceğe yönelik sorumluluğumuzu da artırmaktadır. Gençlerimizi bilimle, teknolojiyle, girişimcilikle ve üretimle buluşturmalı; ülkemizin kendi imkânlarıyla daha fazla değer üretmesini desteklemeliyiz.

Millî kimliğimizi koruyacak, kültürümüzü yaşatacak, devletimizin ve milletimizin geleceği için çalışacağız. Köklerimizden güç alacak, aklımızı ve emeğimizi geleceğin inşası için kullanacağız. Çünkü güçlü Türkiye; üreten, geliştiren, yeniliklere uyum sağlayan ve kendi geleceğini şekillendirebilen Türkiye’dir.

Unutulmamalıdır ki bir milletin geleceğini yalnızca geçmişte kazandığı zaferler değil, bugün ortaya koyduğu emek, bilim ve üretim iradesi de belirler. Köklerimizden güç alacak, geleceğe yön verecek ve Türkiye’nin yarınlarını kendi ellerimizle inşa edeceğiz.”